23 Ağustos 2008Scorpions 2008 İstanbul konseri
Dünkü scorpions konserine gittim ve inanılmaz keyif aldım.
Scorpions’un çıkacağı söylenen saatten yaklaşık 50 dakika geçtikten ve sabrımızın sınırlarında iken grubun sahneye çıkışı ve ardarda çaldıkları hareketli ve gaz şarkılar eminim herkesi şok etmiştir. İlk şarkılarla zaten konserin muhteşem geçeceği anlaşıldı. “Çakmağa gaz yetişmez” denecek kadar slow bir grup göreceğini bekleyen ben dahil eminim herkes bu performans karşısında şok olmuştur. Çakmaklar cepte kaldı
Hareketli şarkıların ardından ilk slow şarkı “Send me an angel” seyirciyi ayara getirdi ve evet Scorpions konserindeyiz dedirtti. Sonrasında devam eden hareketli şarkıların arasına koydukları “Holiday”, “Still loving you” gibi beklenen slow şarkılarla ve “Wind of change” ile zevkin doruğuna ulaşıldı.
Konser bitti derken Klaus Meine’nin “one more…” fısıltılarının ardından 2 şarkı daha icra ettiler. Gerçekten seyirciden memnun kaldıkları için ekstradan mı bu 2 şarkıyı çaldılar yoksa planlı mıydı bilmiyorum ama önce çalmayacaklar galiba dediğimiz “When the smoke going down” ile bizi mest ettiler ve kapanışta da “Rock you like a hurricane” ile de muhteşem bir kapanış yaptılar. Beklediğim şarkılardan sadece “Lonely nights” ı çalmadılar ama olsun, çaldıkları fazlasıyla yetti bana.
Klaus Meine 60 yaşında olduğuna kimsenin inanmayacağı bir performans gösterdi. Ben özellikle başlangıçta sesinin bu kadar tiz çıkmasına şaşırdım hatta Ac-Dc konseri mi bu yoksa bile dedim kendimce
Hatta dürüst konuşacağım, ilk 3 şarkıyı Almanca söylediğinden bile şüphelendim
Bu biraz da ses düzeninden kaynaklanıyordu sanırım. Attığı onlarca baget ile de dikkat çekti ama ben yalar gibi yaparak attığı bageti kimin aldığını çok merak ediyorum

Rudolf Schenker de diğer 60 yaşındaki eleman. Görünüş ve performans olarak müthişti. Duruşu ise zaten Robocop gibi
Birkaç noktada küçük hatalar yaptı gibi geldi bana ama böyle de olsa onun da müthiş performansı gözden kaçırılamaz. Ben özellikle koluyla daire çizerek gitar çalışına hastayım. Adam bir oraya bir buraya koştu durdu.
James Kottak ise konserin yıldızı idi. Sahneden yanılmıyorsam 2 dakikalık bir havlu arası dışında hiç inmedi ve en üstün performansı da o gösterdi. Arada bir yukarı püskürttüğü sıvı ile ve koca bardak birayı nefes almadan fondiplemesi ile “oha” dedirtirken, arada yaptığı solo gösteri müthişti. Hatta son derece düşük performanslı biz seyircileri bile biraz daha coşturdu. Ardından tüm grup üyelerinin yaptığı drum şov da enfesti.
Matthias Jabs‘ın da performansı gayet iyiydi, özellikle soloları gayet temizdi. Eski şarkılar dışındaki hemen hemen tüm soloları o attı, eski şarkıların sololarını ise Schenker’e bıraktı.
Pawel Maciwoda diğerleri kadar göze batmasa da bas gitarda gayet iyiydi.
Özetle Scorpions her açıdan muhteşemdi, seyirci ise bana göre olması gerekenden çok daha hareketsizdi. Bu belki de “Scorpions slow bir gruptur” şartlanmasından kaynaklanıyordu. Yine de bu durgun seyirciyi bile bazı anlarda coşturmayı başardılar. Ben şahsen verdiğim parayı son kuruşuna kadar helal ettim.
Scorpions Efsane bir grup, canlı olarak izlediğin için çok şanslısın…
Evet kesinlikle efsaneler, bunu ispatladılar. Yaşlarına rağmen şu ana kadar izlediğim en iyi performansı sergilediler. Bir de Bon Jovi gelse.
Evet Bon Jovi konserleri’de süper oluyor, Cine 5 te sürekli yayınlanan, Amerikan futbolu sahasındaki konserini 2 kez seyretmiştim. Sahnenin hakkını veriyor grup.. Benim içinde Iron Maiden tekrar gelse keşke :))