Evet yıllardır beklenen karın ağrısı en nihayet sona erdi ve ben de dahil bir kesim mutlu oldu. Lebron, Wade ve Bosh ile birlikte oynamayı kabul etti (ya da en baştan karar vermişlerdi) ve son yılların en dominant grubunu oluşturdular. Bosh aslında çok dominant bir oyuncu olamadı. Ancak hem yaşı hem de Toronto’da fazla gösteremediğini düşündüğüm potansiyeli itibarı ile franchise oyuncu statüsünde kabul edilen bir oyuncu. Yani şişirilmiş bir oyuncu değil sadece potansiyelini gösterme fırsatı bulamamış bir oyuncu.
Burada Boston’da oluşan big 3 den farklı olarak 26 yaşlarında 3 dominant oyuncunun biraraya gelmesi dikkat çekici. Garnett, Allen ve Pierce 30 lu yaşların üzerinde biraraya gelmişlerdi ve yanlarına monte edilen devamı »
Lebron James, Dywane Wade, Chris Bosh, Amare Stoudamire başta olmak üzere son yılların en heyecan verici transfer sezonu sonlanmak üzere. 2003 yılında draft edilen -ki son yılların en iyi ve en dominant oyuncularının çıktığı- yıldızlar nedeniyle özellikle 2 yıldır takımların salary cap boşluğu oluşturma hazırlıkları vardı. Transfer görüşmeleri yapıldı ve muhtemelen bugün tüm transferler sonuçlanacak.
Şu an için Wade Miami’de kalıyor, Bosh Miami’ye, Amare Stoudamire New York Knicks’e, Carlos Boozer Chicago’ya gitti görünüyor.
Son söz Lebron’da; bu akşam canlı yayında kararını açıklayacakmış. Reyting reyting reyting… Ya Cleveland’da kalacak ya Miami’ye giderek son yılların en dominant kadrosunu oluşturacak ya da 2 yıldır söylendiği gibi New York Knicks’e giderek Amare ile birlikte şampiyonluk kovalayacak. Chicago’ya da gidebilir ama devamı »
Evet az önce duyduğum rüya gibi bir haber, Eric Clapton bu yaz konser vermeye geliyor en nihayet. Kendi internet sitesinde de Avrupa konserlerinin son ayağı olarak görünüyor, tabi değişmezse:
Evet sene başından beri olacak olmayacak denilen ve bir türlü netleşmeyen konu nihayete erdi. O kadar ki bu senenin şampiyonluk mücadelesinden bile daha çok merak uyandıran bir konuydu. Kimi Raikkonen’in, sene sonunda Ferrari’den ayrılacağını açıklaması ile Alonso’nun önümüzdeki sene için Ferrari ile anlaştığı da kesinleşmiş oldu. Bakalım mevcut pilotlara bakınca yetenek/devamlılık açısından en iyi ve elindeki arabayı en verimli şekilde kullanabilen pilot kabul edilen Alonso her zaman zirveye oynamaya alışmış bir takımda uzun vadede neler yapabilecek? Raikkonen de eski takımında gerçek hızını gösterebilecek mi? Bu iki pilot önümüzdeki sene şampiyonluk yarışında iddialı olabilirlerse Hamilton ile birlikte Formula 1 in kaybettiği ilgiyi bir ölçüde yeniden geri getirebilir. Massa da iyi bir pilot ama diğer 3 ismin vereceği ateşi verebileceğini pek sanmıyorum.
Raikkonen muhtemelen McLaren’e dönecek Kovalainen’in yerine ve Lewis Hamilton’un yanına. Ferrari’nin Alonso-Massa ikilisine karşı McLaren’in de Hamilton-Raikkonen ikilisi ile yarışması kesin görünüyor. Alonso’nun boşalttığı yer nedeniyle de birkaç sirkülasyon olması beklenebilir.
Geçtiğimiz hafta yaşanılan sel felaketi sonrası “yetkili”lerimizin kendi hatalarını örtmek için topu nasıl başkalarına atmak için çabaladıklarını, ne kadar “yetkili” ve “yetkin” olduklarını bir kez daha gördük. Yine basit bir doğa olayında bile bu tür olumsuzluklar ve can kayıpları yaşanılacak. Çünkü ne doğru dürüst bir tepki var, ne sorumlulara hesap soran yetkili merciler var. Kim kime hesap soracak ki? Bu kadar sorumsuzluk ve kaybolan hayatlar için adalete hesap verenler içinde sadece insanların öldüğü bir minibüs ile ilgili 2 kişi var. Hesap veren ya da istifa gibi “erdemli” bir davranışı gösteren 1 tane bile yetkili yok. Kış ayında bile değiliz, eylül ayında sel felaketi yaşıyoruz. Talan edilen ve edilecek ormanlarımızı da hatırlamak lazım.
Dere yatakları ıslah edileceğine yanlarına evler yapılıyor, bunlara tapu veriliyor, elektriği suyu herşeyi de veriliyor. Bunun nedenini herkes biliyor ve zamanlaması da genelde seçimler öncesi oluyor her zaman. Şimdi ise bu evlerin hepsinin yıkılacağı söyleniyor. Yani önce “göz göre göre” yanlışlar yapılıyor sonra bu yanlışlar sözde düzeltilmeye uğraşılıyor. Tıpkı 50-60 yıllık eski tip demiryollarına hızı arttırılmış tren koymak gibi. Orada da adalete sadece makinistler hesap vermişti. Tüm bu yanlış uygulamaların ortak amacı ise siyasi rant ve oy sağlamak. Sonrası hiç önemli değil, bu hatalardan insanların hayatlarını kaybetme riski var mı düşünülmüyor bile. Öncelik başka şeylerde. Bu hatalar yüzünden ölen insanların değeri yok mudur? Bu mevcut olan ve devam edecek olan hatalar zincirinde ise yine bazı insanlar hayatlarını kaybedecekler maalesef.
Yazılacak çok şey var aslında. Ama değişen birşey olacak mı? Kesinlikle hayır. Böyle geldi böyle gidecek maalesef. Yazık.
Formula 1 in en sevilen, en sempatik ve güler yüzlü pilotlarından biri olan Barrichello 5 yıl aradan sonra Ferrari dışında bir takımda yarış kazandı ve sürücüler klasmanında yeniden 2.sıraya yükseldi. Bu açıdan sevinmemek mümkün değil.
Dünkü sıralama turlarının ardından bugün beklediklerim genelde gerçekleşti. Kers kullanan McLaren pilotları ve Raikkonen bu avantajı çok iyi kullandılar. McLaren pilotlarının ilk viraja önde girmeleri ile birlikte Hamilton beklendiği üzere arayı bir ölçüde açmayı başardı. İlk pitstoplardan sonra da Hamilton yerini korudu ancak Kovalainen pite girmeden önce Barrichello ile arayı fazla açamadığı için yerini kaptırdı. Kers ile iyi çıkış yapması beklenen Raikkonen beklendiği gibi -hem de kirli taraftan kalkmasına rağmen- 4.sıraya yükseldi ve uzun süre yerini korudu.
Ardından 2.pitstoplar başladı ve birkaç ilginç olaya tanık olduk. Öncelikle yanlış bir taktikle Kovalainen pite erken alındı ve bu hatanın sonucu olarak yerini Raikkonen’e kaptırarak 4.sıraya düştü. Ardından Hamilton pite girdi ancak şaşırtıcı bir biçimde ön lastikleri hazır değildi. Önce lastiklerin getirilmesi ardından lastik kılıflarının açılması beklendi ve sonunda lastiklerin takılması tamamlandı. Ancak bu aşamada çok önemli saniyeler kaybedildi ve Hamilton piste girdiğinde Barrichello 5 saniye farkla 1.sırada idi. İlerleyen turlarda da bu sıralama değişmedi zaten.
2. pitstoplar esnasında Ferrari’nin 2.pilotu konumundaki Luca Badoer, devamı »
Formula 1 de verilen 4 haftalık aradan sonra Valencia GP ile yeniden kavuştuk. Bugün yapılan sıralama turlarına McLaren imzasını attı. Hamilton ilk sırayı alırken takım arkadaşı Kovalainen son anda yaptığı bir hata nedeniyle 2.sırada kaldı.
Birkaç yarıştır özellikle kullandıkları kers sayesinde startta etkili çıkışlar yapan McLaren takımı ve özellikle de Hamilton, sıralama turlarına iyi başladı. Son seansa kadar özellikle Brawn’ın her an ilk sırayı alabileceği korkusu son ana kadar devam etse de ilk sırayı kaptırmadılar.
Sezonun ilk bölümünde Brawn’ın özellikle difüzör tasarımı ile sağladığı bir fark vardı, takımların çoğu çift katmanlı difüzörün kurallara uygun olmadığını düşünerek geleneksel tasarımı kullanmışlardı. Bu tasarımın kurallara uygun olduğu kararı ve akabinde diğer takımların çift katmanlı difüzör ve buna uygun paket oluşturmak için geçirdiği sürede sağladığı farkın, Türkiye yarışından itibaren ortadan kalkmaya başladığı görüldü. Bunun en büyük sebebi devamı »
Dünya Atletizm Şampiyonasını izlerken ilgimi çeken pek çok şey oldu. Bunlardan en güzeli sporcuların çoğunluğunun gerçek bir sporcu gibi davranmaları ve seyircilerin de isim, ülke vs ayrımı yapmadan sporcuları çoğunlukla ayakta alkışlamaları. Kazanan bir atleti az önce geçtiği rakibinin alkışlaması, kutlaması hatta beraber zafer turu atmaları harika birşey. Seyircilerin verdiği bu motivasyon nedeniyle kaybeden sporcular bile bu atmosferden dolayı mutlu oluyorlar ve sonraki yarışlarda daha da iyi olabiliyorlar. Alkışlayan, her koşulda sporcuları destekleyen seyirciler en azından onların baskısını azaltarak daha iyi performans vermelerini sağlayabilirler. Atletizm yarışmalarında yarışan sporcular bellidir ama hangi ülkede olursa olsun seyirci profili hep üst seviyede kaliteye sahip.
Bunları görünce gerçekten özeniyorum. Ülkemizde atletizm yarışmalarını seyreden insan sayısı yok denecek kadar azdır ki bu yarışmaların olduğundan haberi olan insan sayısı da öyle. Çok yetenekli bir Süreyya Ayhan çıktı ama o da bize has nedenlerden silindi gitti. O devam edebilseydi devamı »
Usain Bolt yine inanılmaz bir derece yaptı ve 9.58 koştu. 2.olan Tyson Gay bile 9.71 koştu. Bu sefer genelin aksine çok iyi bir çıkış yaptı ve son metrelerde frene de basmadan bu dereceyi yaptı. Gerçekten inanılmaz.